Kendisinin bir kısa filmi ile birlikte 6 filmi bulunmakta.
Her filmi ile zaten kişisel ödüllerimizi de almaya devam etmekte, bence :)
Başarılarının devamı ve nice nice filmlere....
http://www.nuribilgeceylan.com/
Miskince tutulmuş bir döküm taslağı size : Pélleas ‘ım vardı, masumca ölen birinin verdiği tam elime göre küçük bir mandolinim vardı; bizi hayvanların gizinden, onların hırstan arınmış bilgeliğinden pek az şeyin ayırabildiği yaşlarda bir kedim vardı. Biriktirdiğim pullar, kesikler, öyküler vardı; Parana ‘nın yukarılarında berbat, pis bir teknenin güvertesinde sırtüstü yattığım ve yıldızların beni kapıp götürdükleri bir gecem vardı; bir A Farewell to Arms, bir Helen Hayes ‘im vardı; ve acılar çektiğim bir gece, açık bir pencere önünde, benim çektiğim acıları böylesine katıksızca paylaşanın bana eşlik edenlerden hangisi olduğunu belli etmeden gölgelerden çıkıp gelen bir elin yanağımı okşayışı vardı. Vardı benim… (Olanca yalan dolanın topuna yeğdir şu kesinleme: “Yoktu benim…”)cortazar
Timothy Treadwell, yaşadığı karmaşık hayatı ve kimlik bunalımlarından sonra kendini doğaya ve özellikle ayıların yaşamına adamış ve hayatınnın son 13 yılını Alaska ve civarlarına sıklıkla giderek, zamanını doğada geçirmiştir. Bir süre önce, çılgın ve trajik hayatını konu alan, neredeyse tamamen kendisinin sunduğu ve kendi çekimlerinden oluşan belgesel filmde (Grizzly Man) [treadwell'in alaska'da 13 yaz boyunca cektigi 100 den fazla saat filmin werner herzog(yönetmen) 'un eline gecmesi ile proje ortaya cikmis. herzog, timothy nin bu kayıtlarını gerçeklerine sadık kalarak, iyi bir derleme ile filme almıştır.] tanıdığım, Timothy Treadwell (asıl adı Timothy William Dexter) 'i daha yakından tanımak için filmi izlemek gerekir.
Bir yaz akşamı
8 Şubat 1960. asıl adı stuart hamm olan ve otoriteler tarafından en iyi rock ve jazz bassçısı seçilen amerikalı bass gitar ustası. kendine has bir tekniği vardır. özellikle slap ve hammer denilen tekniklerin üzerinde hoş oyunlar ve tınılar çıkarır. yükses sesli müziklerde bence kendini daha iyi belli etmektedir. oldukça tekniktir kendisi hatta konserlerde çalması gerektiği notaların da dışına çıkmaz pek. hiç acele etmeyen parmakları ve sanıyorum ki sakin kişiliği, kendisini enstrümanına ve hatta müziğin geneline hakim kılar. hızlı ve hatasızdır. bir çok sağlam müzisyenin albümünde yer almıştır ve almaktadır da.. fender firması kendisine özel bir bas gitar üretmiştir.
Ahmet KANNECİ 1957'de doğdu. Müzik alanındaki teori eğitimine Türkiye'nin önde gelen bestecilerinden Turgay ERDENER ile başladı. İstemihan Tavİloğlu ve Ali Sevgİ’den armoni ve kontrpuan dersleri aldı. 1977 yılında Julian BYZANTINE ile tanıştıktan sonra çalışmalarını tamamen klasik gitara yoğunlaştırdı. ODTÜ Mimarlık Fakültesi’ni bitirdikten sonra İspanya Hükümeti'nin verdiği bursa hak kazanarak gittiği Conservatorio Superior de Música Óscar Esplá de Alicante'de José TOMÁS’ın sınıfından ve ayrıca Fransa'nın Perpignan kenti Devlet Konservatuvarı ’ndan “Birincilik Ödülü” ile mezun oldu. Konserini dinleyerek tutkunu olduğu ve 30 yıldır dersler aldığı Alirio DÍAZ gibi ünlü bir virtüöz ile birlikte çalma şansına sahip oldu ve olumlu kritiklerini aldı. daha bilgi ?
Ressamlar genellikle, insanın gördüğü nesnelerin suda yansımalarını çizerek kendilerini kandırırlar. Çünkü insan o nesneleri bir açıdan görür, su ise diğer bir açıdan. Ayrıca görünen nesne, suda başaşağı durur. Çünkü su, nesnelerin görüntüsünü bir şekilde gösterir, göz ise bu görüntüyü başka bir şekilde görür.
Bardağını henüz bırakan, başını konuşmacıya çeviriyor.
She hangs her head and cries on my shirt. She must be hurt very badly. Tell me whats making you sadly? Open your door, dont hide in the dark. Youre lost in the dark, you can trust me. cause you know thats how it must be. Lisa lisa, sad lisa lisa. Her eyes like windows, tricklin rainUpon her pain getting deeper. Though my love wants to relieve her. She walks alone from wall to wall. Lost in a hall, she cant hear me. Though I know she likes to be near me. Lisa lisa, sad lisa lisa. She sits in a corner by the door. There must be more I can tell her. If she really wants me to help her. Ill do what I can to show her the way. And maybe one day I will free her. Though I know no one can see her. Lisa lisa, sad lisa lisa............................................
kafasını sallayıp gömleğimde ağlıyor çok kötü yaralanmış olmalı. söyle bana, seni üzen ne, li? kapını aç, karanlıkta saklanma. karanlıkta kaybolmuşsun, güven bana. çünkü bunun böyle olması gerektiğini biliyorsun. lisa lisa, üzgün lisa lisa. gözleri pencere gibi, yağmur damlıyoracı derinleştikçe. sevgim onu ferahlatmak istese de. bir duvardan öbürüne yalnız yürüyor. kendi odasında kaybolmuş, beni duyamıyor. yanımda olmayı sevdiğini bilmeme rağmen. lisa lisa, üzgün lisa lisa. kapının yanındaki köşede oturuyor. ona söyleyebileceğimden daha fazlası olmalı. ona yardım etmemi gerçekten istiyorsa. ona yol gösterebilmek için elimden geleni yapacağım. belki de bir gün serbest bırakacağımonu kimsenin göremeyeceğini bilmeme rağmen. lisa lisa, üzgün lisa lisa.
ve
Anından sonrası görünmeyen siyahi yolun hiçli çehresinin içe uzanan dehliz geçidi karanlığının tam ortasında bir adım!; derinliğe meylediyor.