Labels

Defterî (44) Edebî (49) Fotoğraf (13) Grafik (29) Însan (40) Malûmat (7) Mûzik (71) Tasarınâme (9)

20 Mart 2026

Heybelerinekinoks

Heyecanı, ince kollarına uzanan gizli titreşimden anlaşılıyor,
Kalbi küt küt atıyor, parmak uçlarından taze çiçekler fışkırırken.
Günlerce önce başlayan ince çiselerle yıkanıyor sessiz gövdeleri,
Duran bir anın kazandığı anlamdan doğan eşsiz solonun armonisi.

Hesabını tutması zordur, yapraklar gibi akıp giden zamanın,
Düşleri istatistik ilmeklerine bağlamanın beyhude rüzgârı.
Her yıl, kendi vaktinin geçmişine artan dakikalar bırakırken,
Geçen kıştan gelen göçmen kuşların taze selamını getirişi.

Kendinden geçmiş, bir hammond solosuna binmiş usulca gidiyor...
Sanma ki yirmi birindedir bu seferde gelecek ziyareti
Bahar ki artan zamanları da yüklenmiş hırkalı bir eşektir 
Gün evveline şimdiden tomurcuklanan mısralar savuruyor...

27 Şubat 2026

Şubat için çiçek dürbünü

Tepelerdi, derin vadilerine bakmaktaydı
vadiler ki gölgeli resimler koleksiyoncusu
zamanın akışıyla uzayan tuvaller çaktı.
göğsünde liken yosunlarının kenarlarında
sudan gezegenlerdi, tepelere baktı.
Patikalardı, geçmiş yapraklarla akmaktaydı
yapraklar ki geçen kıştan göçmen kuşlar
durağanlığına nabızlayan ince yollar açtı.
zemininde yaprak halılarının desenlerinde
zarfsız mektuplardı, patikalara aktı.
Ormanlardı, patikalardan tepelere çıkmaktaydı
tepeler ki bulutlardan solo toplayıcısı
biten şarkıyı bir soloyla yenisine uğuldadı
yamaçlarında turgorlu dalların uçlarında
erkendi, çiçeklerdi çelik rüzgârlara açtı.
Baktı, aktı, adımladı...

31 Ocak 2026

Manzarasının girizgâhı

Bütün bu manzaranın, bu dağların, eğimlerine  eğilmiş ağaçların, 
ekinoks hatıratını imzalayan kuş rotalarının, bütün bu şiirin hepsi
son mısraı için ellerinde kovalarla sıraya girmiş heceleriyle bekler,
Beklemenin uzay geometrisi denklemlerini hikaye eder...
Unutmamak için bir kağıt iliştiriyorum kar altına, 
kararan ay diyorum ardındaki karaltına
Kar altıgen mühürlerle istifleyecek mektuplarımı,
Mektuplarım ki beyazı toprak yeşilinden pürüzlü
Değil miydi toprak her şeyin ölümünü kucaklayıp dururkenİ
göğsünden yenidoğanları iterek dışarıya milyonlarca gözle göğü seyreden
Öyle ki; suya işlediği sololardan anlarsın repertuvarını.
Bütün bu orkestranın, bu atakların, yükseklere macunlanan seslerin,
bilinen bilinmeyen patikaları arşınlayan izlerin, bütün bu şarkının hepsi
son solosu için tırmanışa geçmiş, pentatonik üzüm taneleriyle bekler,
Çalılar arasının yabancısı değilim, ilişirim ağaçların yalnızlığını bozmadan
Adımlanan mısralarla bütün bu şiirin tamamı, bütün bu gidişlerin, şarkıların
bütün bu yazdıklarımın tamamı o son söz içindir, başlamakta girizgâhından.