
Ekspresten bir kişi daha indi.., karanlık, sessiz bir istasyona...
sysphos..
1955/2009
İçedönük ses tonu kendi hikayesidir; Sakin, utangaç, karamsar... Akustik gitarından çıkardığı sesleri sadece kendisi gibi ; Bir gitar ama birçok gitarmış gibi dışavurumlar., Gitarının akordunu "kuralmış gibi sabit fikirle bilinen akord tekniği" nin aksine do sol do fa do fa (c, g, c, f, c, f) olarak çeker. (bazen başka başka da yapar) Bu akort nefis bir ses dizilimdir ; river man bunun en güzel örneğidir. Yirmiyedilik kısa yaşamında üç albüm ve bir de enstrümantal parçalarına kıyamadığı için albüme koymak yerine bir kalemde silen... Çekici armoni dizilimlerinin içinde dolaşan şair...
Reklamlarla her birimize bir nesne daha satın alarak kendimizi ya da yaşamlarımızı değiştirmemiz önerilir.
Üç işadamı Chicago'da, binaların arasında kaybolmuş olan bu kentin ne kadar görkemli olduğunu aralarında konuşuyorlarmış. İçlerinden biri kızılderili kökenliymiş ve bir an durup ''bir cırcır böceği sesi !!'' demiş. Trafik karmaşası ve insanların koşuşturması göz önüne alındığında bir cırcır böceğinin sesini duymanın neredeyse imkansız olacağını düşünen diğer iki iş adamı arkadaşlarıyla dalga geçmeye başlamışlar. Derken cırcır böceğinin sesini duyan adam, hemen yanıbaşlarındaki, belediyeler tarafından sınırılandırılmış küçücük çim birikintisine eğilmiş ve cırcır böceğini eline alıp diğer arkadaşlarına göstermiş. O sırada yere düşen bir bozuk paranın sesi duyulmuş civarda. Orada bulunan herkes önce ceplerini yoklayıp sonra yere bakınmaya başlamışlar...High Hopes - Pink Floyd
ufkun ötesinde, gençken yaşadıgımız yerde... mıknatıslar ve mucizeler dünyasında... düşüncelerimiz başıboştu, sürekli ve sınır tanımaz bir şekildebaşlamıştı, ayrılık çanları çalmaya... geçitte ve uzun yol boyunca buluşuyorlar mı, hala kesişme noktasında... bir grup vardı, paçavralar içinde ayakizlerimizi takip eden, kaçan, zaman düşlerimizi almadan önce bizi toprağa baglayan sayısız küçük yaratıgı geride bırakıp yavaş bir çürüme tarafından tüketilen bir hayata giden...çimen daha yeşildi,ışık daha parlaktı dostlar etrafında mucize gecesinde... ardımızda yanan köprülerin közlerine bakıyoruz diğer tarafın ne kadar yeşil oldugu ilişiyor gözümüze... adımlarımız ileri atılıyor, ancak uykumuzda geri yürüyoruz, sürüklenerek bir iç dalganın gücüyle... daha yükseklerde sakin bir bayrakla ulaştık düşlenen dünyanın baş döndürücü dağlarına sonsuza dek arzu ve tutkuyla yüklü bir açlık daha var doyurulmamış yorgun bakışlarımız hala başıboş geziniyor ufukta çakılıp kaldığımız halde bu yolun üzerinde defalarca... çimen daha yeşildi,ışık daha parlaktı tat, daha tatlıydı mucize gecesinde dostlar etrafındaş afak sisi ışıldıyordu su akıyordu sonsuz nehir sonsuza dek, daima

kendine gömülen sesi eridi