23 Ocak 2009

dört küçük not...

Denizleri dökülmesin diye, kimi atlasların duvara asılmadığı doğrudur.
Ama sanmıyorum doğru olsun, ağaçların soğuk kış günlerinde, kabuklarının altına pazen giydikleri...
* * *
Ben de bilmiyorum, önümüzdeki şubatın yirmisekiz mi, yirmidokuz mu çekeceğini... Yirmidokuz çekecekse, bana da haber ver. Unutmayalım o gün, dört yılda bir doğumgünü olan dostumuza, küçük bir hediye göndermeyi.
* * *
Bana sorup durduğun o iki dizeyi buldum sonunda. Karaşın bir şairmiş o iki dizenin sahibi : "Her çocuğun kalbinde kendinden daha büyük bir çocuk vardır/Bütün sınıf sana çocuk bayramında zarfsız kuşlar gönderecek"
Unutmadan, bu iki dizeyi defterine yaz istersen. İstersen ezberine yaz. İstersen unut. Nasılsa daha çok okuyacağız orta ikiden terk çocuklar şairini...
* * *
Ama mesela şeyi unutma... Neyi unutma biliyor musun, pencereden sokağa bakmayı... Sabahları kalktığında ve o güzelim akşamüstleri...
yıldızlı atlas / burhan eren

18 Ocak 2009

mine 'nin kahve telvesi


Fincan, çevrilip kapatılmadı, öyle de düşünülmedi ; yalnızca içerken kahveyi...

03 Ocak 2009

Üzgün

“Çokluk üzgün bir görünümleri vardır hayvanların,” diyerek konuşmasını sürdürdü. Hermine. “Bir insan pek üzgünse, dişi ağrıdığı ya da para kaybettiği için değil, her şeyin gerçekte nasıl, yaşamın nasıl bir şey olduğunu hissettiği için üzgünse, gerçekten üzgün demektir, işte o vakit biraz hayvana benzer, o zaman üzgün görünür, ama her zamankinden daha gerçek ve güzeldir bu üzüntü. Öyleydi işte; senin de Bozkırkurdu, ilk gördüğümde böyle bir halin vardı.”
bozkırkurdu 'ndan alıntı / herman hesse