26 Mayıs 2008

61.Cannes Film Festivali'nde

NURİ BİLGE CEYLAN, Üç Maymun adlı filmi ile "en iyi yönetmen" ödülünü aldı...

Kendisinin bir kısa filmi ile birlikte 6 filmi bulunmakta.

Her filmi ile zaten kişisel ödüllerimizi de almaya devam etmekte, bence :)
Başarılarının devamı ve nice nice filmlere....

http://www.nuribilgeceylan.com/

miskince tutulmuş bir döküm taslağı..

Miskince tutulmuş bir döküm taslağı size : Pélleas ‘ım vardı, masumca ölen birinin verdiği tam elime göre küçük bir mandolinim vardı; bizi hayvanların gizinden, onların hırstan arınmış bilgeliğinden pek az şeyin ayırabildiği yaşlarda bir kedim vardı. Biriktirdiğim pullar, kesikler, öyküler vardı; Parana ‘nın yukarılarında berbat, pis bir teknenin güvertesinde sırtüstü yattığım ve yıldızların beni kapıp götürdükleri bir gecem vardı; bir A Farewell to Arms, bir Helen Hayes ‘im vardı; ve acılar çektiğim bir gece, açık bir pencere önünde, benim çektiğim acıları böylesine katıksızca paylaşanın bana eşlik edenlerden hangisi olduğunu belli etmeden gölgelerden çıkıp gelen bir elin yanağımı okşayışı vardı. Vardı benim… (Olanca yalan dolanın topuna yeğdir şu kesinleme: “Yoktu benim…”)cortazar

Andrés Fava'nın Güncesi'nden

18 Mayıs 2008

grizzly labirenti

Timothy Treadwell, yaşadığı karmaşık hayatı ve kimlik bunalımlarından sonra kendini doğaya ve özellikle ayıların yaşamına adamış ve hayatınnın son 13 yılını Alaska ve civarlarına sıklıkla giderek, zamanını doğada geçirmiştir. Bir süre önce, çılgın ve trajik hayatını konu alan, neredeyse tamamen kendisinin sunduğu ve kendi çekimlerinden oluşan belgesel filmde (Grizzly Man) [treadwell'in alaska'da 13 yaz boyunca cektigi 100 den fazla saat filmin werner herzog(yönetmen) 'un eline gecmesi ile proje ortaya cikmis. herzog, timothy nin bu kayıtlarını gerçeklerine sadık kalarak, iyi bir derleme ile filme almıştır.] tanıdığım, Timothy Treadwell (asıl adı Timothy William Dexter) 'i daha yakından tanımak için filmi izlemek gerekir.
Geçmiş yaşamı ve içsel dünyası ile doğrudan bağlantılı bu doğaya kaçışın dışavurumu olarak eminim kendince harika şeyler hissetmiş ve elde etmiştir. Gittikçe asosyalleşen duygusal kişiliğinin yanısıra, içindeki neşeli çocuğu görmek garip, hüzünlü bir his uyandırıyor, filmi izlerken...
Timothy William Dexter (29 Nisan 1957 ~ 5 Ekim 2003)

Bu linkte, müzisyen/gitarist richard tompson 'un (kendisini fairport convention'dan bilenler bilir)Timothy belgeseli için yaptığı müzik albümü var. Dinlemeye değer.., soundtrack~grizzly man:(

mininot : Kendisinin bu kişi ile nasıl bir bağlantısı olduğu da kendimce merak konusu, nette dolaşırken farkettim...

17 Mayıs 2008

verinti...

İnsan dünyadan koptuğunu sanıyor. Ama içinde hissettiği bu direnci kırmak için, altın sarısı tozlar içinden bir zeytin ağacının yükselmesi, sabah güneşiyle göz kamaştıran kumsallar yeter. albert camus ~ defterler

07 Mayıs 2008

hurdalığa bir.,

kargacık burgacık şekillerle kirletilmiş mi aklanmış mı bilemediğim, neresinde kimlerin geçtiği ve hangi gizin neresinden yırtılsa uzak kağıt parçalarında dolana dolana... belki bomboş kağıtların yandığı veya duvarların yıkıldığı öte bir meskenin içinde ter atarak ya da mütemadiyen üşürken giyecek kelime aradığımda, aklıma gelen şu kelimeleri kalemdar 'ın :.,
*
" “önce kelime vardı ” diye başlıyor yohanna' ya göre incil. Kelimeden önce de yalnızlık vardı ve kelimeden sonra da var olmaya devam etti yalnızlık. Kelimenin bittiği yerde başladı; kelime söylenemeden önce başladı. Kelimeler yalnızlığı unutturdu ve yalnızlık kelimelerle birlikte yaşadı insanın içinde. Kelimeler yalnızlığı anlattı ve yalnızlığın içinde kayboldu. Yalnız kelimeler acıyı dindirdi ve kelimeler insanın aklına geldikçe, yalnızlık büyüdü dayanılmaz oldu.” "
oğuz atay ~ tutunamayanlar yüz bilmemkaçıncı sayfasından...