30 Haziran 2009

çocuklar artık hayal kurmuyor...

Semtimizin tek caddesindeki sıra sıra bütün 'apartman'lar eski, kararık yüzlüyken, Hacıbekir'in olduğu söylenen ve yeni yapılmış o apartman elbette yeni yüzlü, ama ötekilere, kararık yüzlülere oranla daracıktı. Bu yüzden olacak, büyüklerimiz onu, Hacıbekir'in lokum kutularına benzetirlerdi.
Kadıköyü'ndeyken çarşıdaki pastanesinden, sonra Cihangir'e taşınınca, ancak Bahçekapı'ya gidişlerimizde Bahçekapı'daki şekercisinden lokumlar, çiftekavrulmuşlar, akide şekerleri, bademezmeleri aldığımız Hacıbekir'in apartman sahibi olmasını yadırgar; onun, yalnızca çok sevdiğimiz şekerlerin, şekerlemelerin varlığı bizce meçhul yaratıcısı olmasını isterdim.
Öyle ya, bir rüya ikliminden çıkagelmiş güllü, fıstıklı, bademli lokumlar, sakızlı, tarçınlı, portakallı, naneli akide şekerleri, herhangi bir apartman sahibinin marifeti olabilir miydi ? Hacıbekir'i mağrur ev sahibemiz Sabahat Hanım'la onun bir hayli çekindiğimiz kocası Nihat Bey'le ya da tanıdığım böbür böbür başka apartman sahipleriyle bir tutmak, apaçık kalbimi kırıyordu.

Selim İleri / Şadiye Sultan ~ giriş...

28 Haziran 2009

nick drake...

İçedönük ses tonu kendi hikayesidir; Sakin, utangaç, karamsar... Akustik gitarından çıkardığı sesleri sadece kendisi gibi ; Bir gitar ama birçok gitarmış gibi dışavurumlar., Gitarının akordunu "kuralmış gibi sabit fikirle bilinen akord tekniği" nin aksine do sol do fa do fa (c, g, c, f, c, f) olarak çeker. (bazen başka başka da yapar) Bu akort nefis bir ses dizilimdir ; river man bunun en güzel örneğidir. Yirmiyedilik kısa yaşamında üç albüm ve bir de enstrümantal parçalarına kıyamadığı için albüme koymak yerine bir kalemde silen... Çekici armoni dizilimlerinin içinde dolaşan şair...
Kürsülere çıkmak istemeyen, çok az sahneye çıkmış (fairport convention), stüdyoda gözlerden sakınmak için çoğun duvara ya da gözsüz bir yere dönüp çalmış, söylemiş ; kayıt yaparken önce gitarını çalan sonra üzerine seslendiren... Pek evden çıkmayan, az arkadaşı olan, dünyayla boşandığı gün Bach' tan brandenburg konçertoları nı dinlemiş, başucunda da Albert Camus 'un "Sysphos Söyleni" ni, odasının penceresinde de o hüzün ağacını bırakmış, tınılarının ben ve insanlar tarafindan takdir edilmeye başlamasından 20/30 sene kadar önce ölen şairane müzisyen...
Please give me a second grace Please give me a second face Ive fallen far down The first time around Now I just sit on the ground in your way...