24 Şubat 2010

Benjamin 'in Çalgısı "Cam Armonika"


Yıldırımsavar (Paratoner), Franklin sobası, Bifokal gözlük, esnek idrar kateteri 'nin mucidi Benjamin Franklin 'in (1706 - 1790) (yalnızca iki yıl okul okumuştur) muhteşem buluşlarından biri de glass harmonica (cam armonika).
Benjamin Franklin, 1757 'de Amerika 'dan İngiltere / Londra 'ya görevli olarak gönderildiğinde, hayatının hemen her zamanını meşgul ve dolu geçiren kendisi bu dönemi de, Londra 'nın tüm kültürel olanaklarından yararlanarak geçirmeye kararlıydı. Konserlere gidiyor, sergileri dolaşıyor, geri kalan zamanını kütüphanelerde geçiriyordu. Bir gece arkadaşlarının davetiyle, o dönemin amatör bir müzisyeni olan Richard Puckridge 'in konserine gitti. O dönemlerde Avrupa 'da popüler olan, içlerine farklı miktarlarda su koyularak farklı sesler ve notaların elde edildiği, kristal şarap bardaklarıyla yapılan bir müzik göterisiydi bu. Bu bardak setine "müzikli bardaklar" ve/veya "şarkı söyleyen bardaklar" denildiğini öğrendi.
Bu amatör gösterilerden, duyduğu bu sihirli seslerden keyif almaktan öte, çok etkilenen Benjamin Franklin, kısa bir süre içinde bu konuya da bilimsel düşünceler üretip, bu bardak setini bütünleşik bir enstrümana nasıl dönüştürülebileceğini tasarlamaya koyuldu.
Projesinin ilk adımı olarak bir cam ustası ile birlikte çalışma kararı aldı. Yarım küre biçiminde ve her biri biribirinden farklı büyüklük ve kalınlıklarda bir çok cam kaplar hazırlattı. Bu aşama, tahmin edilir ki, bir çok denemeler, uzun çalışmalar, sil baştan durumları kapsayan, hesaplamaların ve denemelerin arka arkaya devam ettiği birkaç yıla tekabül ederek devam etti.
Son aşamalara gelindiğinde, denemeler, hesaplar, imalatlar ve dinlemeler sonucu, 37 tane yarım küre biçiminde biribirinden hesaplı farklı büyüklük ve kalınlıklarda yaptıkları sodyum veya kurşun karışımlı cam kapların ortasına bir delik açarak, demir bir çubuğun üzerine büyükten küçüğe doğru, dikey bir biçimde yanyana monte ettiler. Bir camın konik kenarı diğerinin üzerini örtüyor ama dokunmuyordu. Birbirlerine değmemeleri için de camlar arasına mantar tıpalar koyularak, gövde demiri üzerinde sağlamlaştırıldı. Hangi yarımküreden hangi nota elde edildiğinin anlaşılabilmesi için, farklı renklerde boya (veya kurşunlu boya ?) ile şeritler çekerek bir çeşit kodlama yapıldı. Ahşap bir tezgaha monte edilmiş sistemde, cam kürelerin dizli durduğu demir çubuk, ayak pedalı ile çevrilen (eski dikiş makineleri mantığı) bir tekere bağlandı. Pedala basınca dönen büyük tekerin, etkisiyle demir çubuk ve üzerindeki cam küreleri hızla çeviriyordu. İyi bir devinimde dönen camların kenarlarına ıslak parmak dokunuşlarıyla istenilen dizilimde ve çok derin tınılar, notalar çıkıyordu. 1761 yılında enstrüman tamamlanmıştı. Bu enstrümana kendisi, glass harmonica (cam armonika) adını vermiştir. Nedeni ise armoni ya da harmoni, sözlük anlamı olarak, çeşitli sesler arasındaki kulağa hoş gelen uyum demekti.
Cam armonika 18 inci yüzyılın çok popüler bir enstrümanı oldu. Benjamin Franklin, bu yeni buluşu enstrümanı yolculuklarında yanında taşıyor, gittiği yerlerde dostlarına ufak konserler veriyor, enstrümanı tanıtıyordu. Sonraki yıllarda, kurşun bazlı cam yerine saf kristal camlar kullanarak, çok daha derin, temiz sesler elde ederek enstrümanı geliştirmiştir.
Amerikan Devrimi sırasında Fransa'yı ziyaret eden, Benjamin Franklin, 'cam armonika'yı ünlü besteciler Ludwig van Beethoven ve Wolfgang Amadeus Mozart'a tanıtmıştı. Her iki besteci de sonraki dönemde cam armonika için besteler yaptılar.


Cam armonika, farklı ortamlarda çeşitli amaçlarla akıl hastalığı tedavisi, hipnoz, psişik toplantılar gibi alanlarda kullanılmıştır. Öte yandan, son dönemlerde çeşitli yayınlar ve internet forumlarında, bu enstrüman hakkında, dinleyen bazı kişileri kötü etkilediği, depresyon, hatta delirme durumlarına yol açtığı gibi çeşitli yorumlar, söylentiler dolaşmaktadır. Ancak, sanıyorum ki bu durum şehir efsanesi gibi bir oluşum halini almıştır ; Kişiler üzerinde olumsuz etki yaptığından dolayı yasaklandığı bir dönem olmuş olabilir ama bu olumsuz etki "delirme" değil de, o dönemlerde enstrümanın popülerleştiğini düşünürsek, alkol ve bazı uyuşturucu maddelerin henüz yasak olmadığı bu dönemlerin, "tavern", meyhane gibi yerlerde verilen konser veya dinletilerde, seslerini dinleyen kişilerin "aşırı esrikleşmesi" sonucu ortaya çıkmış bir yasaklama da olabilir.
Günümüzde, yine bu yorum ve söylenceler içinde kişilerin, bu enstrümanın seslerini bir yerlerden (mesela aşağıda verilen adresler gibi) edinip dinlendiği ama bir etkisi olmadığı yorumları vardır ki ; canlı dinlemek ile, çeşitli cihazlar yolu ile dinlemek (cihazların kalitesi teknoloji desteği ile ne olursa olsun) arasında, çok büyük desibel, doğal farklılıklar olacağı göz önüne alındığında, beyhude görüşler olduğu kaçınılmazdır.
***Tchaikovsky 'nin Fındıkkıran 'ından "dance of the sugar plum fairy" suiti bile bu enstrümanla daha da gizemlidir.

5 yorum:

  1. Bahçelerden ne güzel dinletiler sunuyorsun bizlere varol...

    YanıtlaSil
  2. malesef canlı dinleme olanağım olmadı ama bir arkadaşım canlı dinlemeye vakıf olmuş senin de dediğin üzere canlı dinlemenin farklı olduğunu ve algı kapılarını açtığını dile getirmişti.

    YanıtlaSil
  3. Ben de henüz canlı dinleme şansı yakalayamamış biri olarak, içerikte de anlattığım gibi, kişiyi "delirtme" durumundan öte, derinleştirdiğini, algı kapılarını açtığını ya da açabileceğini düşünüyorum. Yunan mit'indeki Orpheus un şarkıları gibi duyanları büyüleyen bir tınısı var.

    YanıtlaSil
  4. iç çeken cam.dır o. o yüzden dokunduğu bilinci acıtabilir.

    YanıtlaSil
  5. çok yardımcı oldunuz ödevime teşekkürler :)

    YanıtlaSil