12 Nisan 2008

a d a

DÖRT YANI DÜŞLE ÇEVRİLİ KARA PARÇASI !

Hava, su, toprak, aşk !
İki kapısı var iskelenin, ortasında durabilirim. Denize açılan kapıdan ilerleyip de mavinin içine doğru, ama hissetmeden içinde… Seksendört adım sonra, iskele ile vapur, vapur ile deniz, deniz ile iskele arasında tam bir adım kalıyor geriye… Meğerse bir adımda geçiliyormuş denize. Dört düz iki sağa doğru adımdan sonra yirmisekiz basamaklı vapur merdiveni ile çıkmak istiyorum yükseğe; İstiyorum ki gök ile deniz, hava ile toprak arasında olayım. Denizin, bulut kümeleri ile gökyüzünde dolaştığı yerde ! Üstüm deniz, altım deniz, içim hava ! Bunları düşünürken, sayısız adımlarımla balkona geliyorum ve beni, sürekli kaç kişi olduklarını tartışan martılar karşılıyor, suyun havaya döndüğü ufukta. “Şu deniz kadarız biz !” diyor biri, “kaç tane gökyüzü var ki, kaç tane deniz var ?” diyor denize pike yapan diğeri. Denize bakıp, tartışan martıları dinlerken, kelimelerini sayarak dönüyorum balkondan aşağı.. Kaç yüzdü ? Galiba ! Sayısız adımlarımla varmış olduğum balkondan otuzdört adımda varıyorum yine yirmisekiz basamaklı vapur merdivenine; geri ! İki düz dört sola doğru adımdan sonra, vapur ile iskele, deniz ile vapur, iskele ile deniz arasında tam bir adım kalıyor geriye… Adımım havada iken görüyorum ki karşımda yeşil mi düş mü mavi mi bir dünya ! Dört yanı düşle çevrili adaya.., İki kapısı var iskelenin. Ortasında durabilirim dediğim geliyor aklıma. Ben, her yanım köpük savruluyorum adanın bütün kıyılarına. Yeşile açılan kapıdan ilerleyip de mavinin içine doğru. Aklımdan bir baobap tohumu düşüyor…
... bitmedi ki.

1 yorum:

  1. Bahçe..gönlümüz,düşlerimiz,hayallerimiz,ruhumuz,doymayacak ki bahçelere..bahçelerimize..

    YanıtlaSil