29 Nisan 2008

kestanemtrak


Her şey kestanemtrak bir şekilde bitti. Çok, çok sessiz ve denizin ufkunda büyüyen serin sis. Neredeyse göremeyecektim. Neredeyse hiç göremeyecekim. Ağır ağır indi sarartı, okyanus ağır ağır duruldu. Göçmen kanat bozumundan kalma yalnız bir çığlık gibi tiz ve yankılı bir ses, ufka doğruldu, bulut yorgunu damlalar havada asılı kaldı. Gökyüzüne kök salan dallarıyla ağaçlar, kızıla çalan yapraklarıyla vedalaşırken yapraklar gökmaviyi toprağa bulaştırdı. Toprak karışımı gök nasıl olur biliyor musun ? Kestanemtrak ! Sis, ses, toz yaprakların üzerlerine son uykularına yattı. Kitaplar buraya kadar yazıldı. Şarkılar buraya kadar yankılandı. Bir çocuk ağlaması uzanarak boşluğa doğru, düşlerin üzerine yavaş yavaş yağdı. Rüzgara döndün yüzünü, rüzgarda geldiğin yerler var çünkü. Gördüğün ve görmediğin... Bir şarkı masalı, bir kervan yolu... Yaklaşan bir ifadeye doğru akarken, güven duyarken, anlamaya çalışırken, sanırken her şeyi içinde tasarladığın gibi... Çalılar arasında dans eden saçlar, gidilen yerler, harmonika ! Çimen bulaşmış küçük bir el, beyaz bir boyun, fısıltı, sevi. Göz ucuyla dünyaya bakan filizlerden düşen yağmur öpüşü tınıları. Ah ! Gözünün ucunu da olsa dışarıya çıkarma ve dünyaya açma cesaretini gösteren pervasız filiz uçlarından yağmurun öptüğü sızılar damladı. Bir bakış, bir kahkaha derinden uzanan. Fark edilmediği zannedilen bir ayrıntı. Giz. Yavaşça sarılan bir kol. Patikaya doğru koşan bir düşünce yere doğru süzülürken, güneş yanlara doğru genleşiyordu. sonra..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder