15 Haziran 2008

hurdalık

Düşler ve düşüncelerin derinliklerinde yüzen, sakin bir ada gibi görünen aklınızın derin koridorlarından sesler getirmişçesine durmuşsam ve şimdi burada bir anlatıcı durumundaysam; Size, görmüş, yaşamış ya da belki yaşamakta olduğum bir bahçe kenarından, ışıksız sokağın dönemecinde vardığım geniş bir hikayeden, kısa bir zaman önce denize doğru giden patikada karşılaştığım hüzün heyelanından ya da görkemler büyüten bir anımın zamansız gölgeler arasında dalgalanan yumuşak süzülüşünden bahsederek, aslında sizin de zamanınızı boşa harcamış olabilirim. Belki, beni gözlerinizle izlemenizin ve sessizliğinizle dinlemenizin devamını sağlayabilmek ve biraz da olsa anlattıklarımın sizde alacağı ifadeleri görebilmek için bu anlatımıma sizlerin de hoşuna gidebilecek bir takım detaylar ekleyip, hikayenin bir ucunu da size değdirip, kendinizden bir şeyler bulabilecek durumlara yönelip de sözlerime karşı alakanızı da artırabilirim.
Ama o zaman, bütün bu anlatmakta olduklarımın benden ve anlatabilirliğimden çıkıp sizin de anlatacaklarınıza bulaşarak, karman çorman bir laf kalabalığına dönüşmesine göz yummuş olurum. O anda birbirlerine istif istif yığılan, sürtünme, bükülme ve titreme gürültüleri çıkaran ve anlatılası yolundan her seste daha da uzaklaşan savruk konuşma parçalarının yaralı ve yamalı kelimelerine karışmış oluruz da kendimi birden kargacık burgacık inlemeler eşliğinde kendi içinde sürekli toparlanmaya, düzenlenmeye çalışılan, kırık dökük, tozlu ve çürük yığınlarına yeni yığınlar boşaltılan uçsuz bucaksız bir kelime hurdalığında bulabilirim. sonra..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder