Labels

Defterî (44) Edebî (49) Fotoğraf (13) Grafik (29) Însan (40) Malûmat (7) Mûzik (71) Tasarınâme (9)

30 Ekim 2023

Uçuşan Sololarda

Rüzgârların yaprak koleksiyonu sadece izlemeye değerdir. Akışına bırakarak izlemeye...
Tasnif düzenini kavramaya çalışmak için paralel bir hayat gerektiğini, uçuşan gölgelerinden sızan şiirlerden anlarsın. Hiç kafiye aramamak gerektiği de ihtiyarladıkça öğreniliyor.

Uçuşan yapraklara, yeni dönencesiyle eğilerek selam veren güneşin aydınlığına kapılmış uçuşan kelebekler karışırken, akşama doğru buna göç öncesi giderayak kırlangıçlar katılır. Lodosun asansörüne binmiş martıların Jonathan'ı hatırladıkları her hallerinden belli. Çalılardaki kara tavuklar ise gözden kaçırdığım soloları belirliyor. Toplamaya devam ediyorum, bırakmaya niyetim yok. Şu sonbahar, kendine özgü olmayan bu durağanlığından bir anda tavrı değişerek çıkacak, bu her an olabilir. Tırmanan taban izlerimle patikalarda ilerliyorum. Böğürtlen çalılarının arasına, eski zamanlardan bir maral çok çatallı boynuzlarının gölgesiyle imzalar düşürüyor. Ormanda derin düşüncelere dalmış bir Blues gamı uzaklara kadar yankılanıyor.

Aklıma eski karalanmış bir notun son kısmı geliyor: "Anından sonrası görünmeyen siyahi yolun hiçli çehresinin içe uzanan dehliz geçidi karanlığının tam ortasında bir adım!; derinliğe meylediyor."

30 Eylül 2023

Fener Bekçisi: Lümen Notları

Gök gürültüsü seslerinden bulutların şekillerini çizdiğim sayfalar birikirken ben artık asla bir deniz feneri bekçisi olamayacağım. Geçmişteki girişimlerim insan umarsızlığına kurban gitti hep.  Dalgalara veda etmeye niyeti olmayan gençliğin gölgeleri istekliydi ama tüm başvurularım dosyaların altına gömüldü gitti yıllarca. Şimdilerde ise artık bu meslek modern tekniklerle yok edildi; fener evleri duruyor olsa da, onlar artık eski hikayelerdeki gecelerin uzak sisli kayalıklarında terk edilmiş bir yıldız nabzı gibi yanıp sönüyorlar sadece. O yüzden, ölene kadar asla bir deniz feneri bekçisi olamayacağımı anlamam uzun sürmedi ama yine de bunu kabullenmedim. Öğrenilmiş ama reddedilmiş bu çaresizlikle zaman içinde kapısına dayanıp da binbir zorlu uğraş ve formaliteden sonra birkaç zaman önce nihayet kendimi kabul ettirdiğim güneş feneri bekçiliği yapıyorum. Benden başka çalışan olmadığı için işim “gezici bekçiliğe” dönüşmüş olsa da bunu sürdürmeye devam edeceğimi sanıyorum. Çünkü bu konuda düz değil dairesel bir döngü, sürekli aynı noktalara uğrayarak tamamlanan bir döngü ile kendini yenileyen bir yolculuk içindeyim. Bu döngü, kendi içinde barındırdığı iç döngülerle birlikte kendi mekanizmasını beslerken, döngü dışında sürdürdüğüm değişken yollara ateş taban kalkıştığım solo toplayıcılığımı da sürdürebiliyorum.  Rüzgarlı ya da engebeli yollarda olmak zaman zaman yorucu olsa da, sonunda gidip güneş feneri evlerinde dinleniyor ve topladığım solo kırıntılarını oralarda istif ve tasnif ediyor ve gün doğumu, gün batımlarının iç seslerini kaydetmeye, ekinoks günlüklerimi tutmaya devam ediyorum. Uzaklardan da olsa her birinin merdivenlerinden ya da küçük balkonlarından uzak yollara, deniz ya da bulutlara bakabiliyorum. Raflar, çekmeceler ve sandıklar dolusu solo parçaları, bir yığın başka yazılar ve karalamalar, el sallayabildiğim dürbünler, en çok atak davulcularını dinlediğim ses aynaları, gelecek alışkanlıklarım için bir usturlap ve heyecan sensörlü teleskobum da var. Bugün babamın yaş günü için uzaklardan ona el salladım hatta müzikli bir kartpostal yolladım. İki gündür dolunay, bütün kıyıları kim bilir kaç lümen aydınlatıyor?

07 Eylül 2023

Adımlar için nazik bir lütuf

Yol boyunca sesler çocukluğumdan peşim sıra büyümüş sinestezik notlarıma karışıyor. 

Rüzgarların yapraklarla çıkış yaptığı sololar da at kuyruğundan yaylardı. 

Bu yayların armonik yükselişleriyle yaprakların da savrulmaya başladığı armağan edilmiş güz yollarına varmanın majör hisleriyle müteşekkir bir adım daha atıyorum. 

Bahşedilmiş patikalardan içerilere doğru sakınılmış bahçelerde salınan dallar incirlerini emzirirken.

https://youtu.be/f7owTrlWacs?si=EYJPCaslt_VX-ROG

28 Ağustos 2023

Böğürtlen mürekkebi

Kime anlatsam inanmaz, kendim de şüpheyle dinledim içimden geçenleri. Şuraya not düşeyim, belki zamanla şüphelerim azalır;
Kendini tarif etmeye mecali yok ne zamandır biliyorum, şimdi ise ağzı dili kuruyor bu sene Ağustos'un.
Karbonhidrat taneleri dallarında pişerken, uzayan yolların titrek görüntüsüne böğürtlen mürekkebi gibi bulaşmış dağılıp duruyorum. Topladığım sololar kendinden geçen arpejlere dönüşerek ceplerimden, çantamdan damla damla sızarken, espasları genişliyor. Esintiler, kılavuzluk etmeyi bırakıp ağaç altlarında bayılırcasına kendini yığmış, öylece aroma dallarının altından bana dik dik bakıyor. Meyveler, dikenler ve yapraklar zor nefes beni izlerken onları görmezden gelmem mümkün değil. Algı kapılarımı çalmaya emek veren hiçbir kıpırtı, kapımda tahtaboşa kalmamalı. Böyle yamaçlı, dolambaçlı ve kendinden düğümlü adresleri arasında not edilecek şeyler de barındıran bu yolculuklar sırasında, sık ziyaretlerimle nasiplendiğim şu zamanlarda oldu bu: 

Her adımımda ayaklarıma mıknatıslanan, çöl-çakıl yüzücüsü gölgem benimle bunca yıllık eş zamanlılığı bir an reddetti. Kollarım iki yanda ateş taban ilerlediğim yolda, sağ kolumun gölgesi neredeyse dik açıyla kalkıp bana bir anda diğer yönü işaret etti. Aklımdan akıp geçen uzun soloyu sert bir esle durdurdu tabii. Ama durup inceleyecek bir somut taş değildi bu, yok öyle bir deklanşör! O bunu yaptı, gölgeler yalan söyleyebilir mi? Solonun durması, görmezden gelmemi de tümüyle engelledi. İnkar edecek kadar da küstah olmam mümkün değildi. O an o yöne yönelmemi sadece hızlı adımlarımın içinde bulunduğu merkezkaç kuvveti biraz yavaşlattı ama engelleyemedi. O gün bu gündür, o diğer yönlerden ilerleyip duruyorum. İlerledikçe uzaklarda bir yerlerde bilemediğim ama yakından tanıyacağım birtakım kıpırtıların nabızlarının sesleri artarak yaklaşıyor, duyuyorum.

30 Temmuz 2023

Deltalar

Uzun yürüyüşlerin dağılan ayak izleri, rüzgarların yaprak koleksiyonuna karışarak dağ dağ yığılmış solo parçalarına katılıyor. Uyaklardan köşe bucak kaçınan pratisyen bir şairin el yazısına dönüşüyor notlarım, onlar da uçuşuyor. Daha birçok kırıntı, yuvarlanan taşlar, savrulan tohumlar, kırık dal parçaları, tasnif edilememiş polen envanteriyle birlikte üst üste birikiyor. Yön değiştirecek ya da şelale nispetinde bir yükseklikten kendini bırakacak köşe taşları yığılmalarının oluşturduğu bu cinas dolu adacıklar olmasa böyle dinlenecek yerlerim olmazdı. Bazısı sadece bir kaya, bazısı derme çattığım barakalar işte. Birbirine kenetlenerek kaskatı kütükleşmiş major soloların, hırçın akıntılarda yuvarlana yuvarlana üzerleri zımparalanarak kıyısına vurduğu bu deltalarda, nefes alışlar cilalı düş devrini gayretle sürdürüyor. 

01 Temmuz 2023

Bahardan Yaza Yonga

Başından itibaren uzayıp giden yollara yuvarlanmış çakıl taşları gibiyken uzayan gölgelerimizin eşliğine de şahidiz. Uçuşan görüntülerin içinde yol alan damlalardan süzülen güneş, kadim yamaçların boz yeşil derinliklerine tayflarını uzatıp duruyor bir nefes. Baharın tüm gücünü sergileyip doruğa geçtiği enlemlerde her şey bir yol fazla boylanmış. Yürümeye kalksak adımlarımız bohçadan taşacak. Günbatımlarına ters ışıktan gölgeli adaları kendilerini suyla çeviriyormuş gibi. Uzak manzaraların bekleyen defterlerinde hikayelenen, güneşi, denizlere mürekkep seyir defterleri bunlar. Kumda el izlerimiz göğe sallanıyor, üzerinden sular çekiliyor feromon izlerimiz boyunca. 

05 Mayıs 2023

Dandelion gölgeleri...

 Bazı soloların sonu yoktu, bunu konuşmuştuk. Yollar boyunca rastlanılan ve toplanan solo kırıntılarında, onlardan bir parçaya hiç rastlanmaz ama bitmeyen yankılarının varlığıyla hiçliğin içinde kıpırdanır dururlar. Daha gençliğinin bahar kuvvetinde uzaklara dalmayı yeğleyenler bu kıpırtıların rüzgarına yelken dikmeyi çok erken öğrenirler. İçine düştüğümüz zaman sarmalının da, bir anı bohçası olarak kendisini bizimle birlikte dokuduğunu anlamak da öyle... Yollar boyunca yılların rüzgarlarında savrulup giden konuşma parçaları ve tökezlemiş soloların toplayıcılığında yorulduğumda, durağanlığın kayalıklarına yaslanarak bu sololarla dinleniyor ve bu amatör arkeolojiyle ilgileniyordum. Konuşmalar, tınılar, yaşanması gerçekleştirilen imgeler ve biraz da pratisyen şairlik işte. O zamanlardan şimdiye doğru akışın içinde sadece izlerimiz kalıyor değil mi? İzlerimiz ve şu koruyabildiğimiz kum fırtınazedelerimiz; silinmeye namzet dandelion gölgeleri...

04 Nisan 2023

Airborn / NİSAN’dığım Mi majör

 Geçmişe doğru uzanan, sonu bulanıklaşan yollar boyunca uçuşan solo parçalarıyla uğraşıp duruyorum. Onları toplayıp tamir ettiğim oktav defterlerimde geçmiş notaların da izleri var. Gören, şifreli alfabeler kullandığımı sanır oysa kendi arpejlerini tamamlamayı bekleyen karalamardan ibaret. Kırılmış ve kendini zedeleyen soloları tasnif edip uç uca yapıştırırken yaşananların anılaşan granitlere dönüşmüş izlerini defterlere ve oradan şimdiye çekmek, anıların oldukları yerde filizlenen bütünlüğünü baltalamak olacaktı. O nedenle derin kılcal damarlı bu taşlaşmaları izlemekle yetiniyorum. Üzerinde düşündükçe eski hanedanların manzaraları gibi ufka doğru uzanan bir enginlik bu. Hipokampuslarda derin sessizlikler büyüten iç çekişler denizi. 

Tarif etmeye kalksam sanki dağılarak rüzgara karışacak; bütün uğraklarım, giryezar köşelerim tarumar olacak. O yüzden, yaşanmışlıkların frekans sütunlarını incitmeden,  uçlarını birleştirdiğim devasa bir soloyu buranın hatırasına yavaşça bırakıyorum. Airborn…

05 Mart 2023

MART’ıları uzaklara uçan

Giderken derin izleriyle, sesi çıkmadı

Bir su ver demeye sözü,

Bir doktora da lüzumu kalmadı. 

Dün geldi, dün dünyayı terk etti

ve bugün dünyaya gömüldü. 

Kendi gitti, kendi kaldı...

Mehmet'e...  - 02.07.1977 - 04.03.2023


28 Şubat 2023

ŞUBATışları...

 "Tüm hakimiyet elimizde değildi, olamazdı, zaten bunu istemezdik de... Bu yüzden bu yolculukların, çok az bir kısmı önceden tasarlanıyordu."
Batışa doğru ilerleyen, majörleri tükenmiş sandalının yelken rüzgarına veda ediyorum.
İçinde hep hatırlanacak seyir defterindeki minör hatıralarımız dalgalarla yeksan olurken. 

24 Şubat 2023

ŞUBATışları güneşin...

Dört yılda bir yirmi dokuz gün çeken Şubat Ayı, 6 çekti bu sene!
Sonraki günler de o günün üzerine öylece yığıldı kaldı.
Geriye; acılar, sorular ve yüzler kaldı!

30 Ocak 2023

Pentatonik Üzüm

Soloların hatıra olanları, en yıpranmışlarıdır.

Uzun soluklarındaki yırtıklarından,

Acıyan pentatonik çıkışlar fışkırırcasına sızmaktadır.

Her biri başka şarkıdır onların, 

Kendi cenazesine ninniler söyleyen.

Elinden tutmasan yolda kalacak,

Rüzgarların yaprak koleksiyonuna kendini katacak.

Hadi nazikçe oturalım kayaları incitmeden,

Ekmek, üzüm, sen ve ben...

22.01.23

19 Ocak 2023

Burnu Toz

Ateşin dik açıları çoktan eğildi diye coşkunluk beklediğimiz bulutlar, hala lodoslarla savaşıyor da savaşıyor. Tekrarıyla bekletiyor asılı yaprakları, gölgelerine takılan plak iğneleri; ısınıyor da ısınıyor. Ne zaman ateş bassa parmaklarıma kadar, hep aynadaki ağacımın kolları titrer. Serin poyrazların doğacağı yeni ekinoksun güneşleri gelmesine geldi ya poyrazlar inatla doğmuyor... Mevsimi tanımlayamayan yaya ayaklarım fişek gibi kendi gölgesine çarpa çarpa ilerlerken, burnumdan zihnime dolan sahra, ateş tabanlığıma bakıyor. Elbette hala uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor. 

Girizgahı böyle yaptık

Prangası minör, çekici majör olsun.

26 Aralık 2022

Safiyane kışın senkop yankısı

Islak yaprak ve sönmüş ateş kokusu.
His ve doğa arasında biriken anı kırıntılarının uçuşan solo parçaları.
Toplaya toplaya geçtiğim bütün yerlerin izlerini taşıyorum.
Geldiğim bütün yerlerdeyse istif ettiğim hurçlarda som baharın adım bohçaları.
Saflığını lodosların arkasında gizleyerek yaklaşan kadim kışların titreşimlerinin
büyüyen yankılarını yamaçlardan duyabiliyoruz.
Kendi kapımızın sisli çayırına ilerliyoruz kuraklıklardan,
Kadim meskenimizin çatısına bakıyoruz uzaklardan.
Kökleriyle yürüyen meyve bahçeleri geçiyor karşımızdan.
Alt katmanlara inen kuleleri ve denizlere göz yuman fenerlerini ısıtıyor atak davulcuları.

24 Kasım 2022

Lodos Kuleleri'ne doğru

Fenerden ayrılalı çok olmadı derken, bir diğer ekinoks yaklaşıyor. Ses aynaları evini ve kuleyi bu uzaklıktan gördüğümde anlıyorum bunu. Oradan ayrılmadan önce yankı odalarının son düzenlemesini de bitirmiştik. Yaklaşan kışın orta zamanlarında tekrar uğrayacağımı umuyorum. Doğu odası dolaplarında bıraktığım notlarımı tekrar gözden geçirmem gerekecek. Ayrıca şimdi ilerlediğim rüzgar tepelerine kadar ulaşan lodosun etkisiyle uçuşan bol yapraklı soloları da çok ıslanmadan toplayıp küçük balyalar halinde oraya götüreceğim Orada şömine başında tınılar haritası dipnotlarını tamamlayacağım. Ama önce uğramam gereken birkaç tane lodos kulesi var. 

31 Ekim 2022

Çoban Rasathaneleri

 

Son kez görmediğimi biliyordum: Anadolu’da dağlarda uzayı izleyen çobanların rasathanelerini görmek için çok uzun yollara düşmek veya o yolları derinden düşlemek gerekir. İlk kez bir çoban gözlemevini hem de çoban yıldızı evini gözlemlemek, son kez olmayacağının habercisiydi. 

Güneş Feneri'ndeki son solo tasnifleri tamamlayıp sonbaharın girişiyle merdivenlerden inerek kayalarla ve Jurgen'le vedalaşıp dağ patikalarına doğru yollandım. Uçuşan bahar sonu yapraklarına karışmış yeni solo kırıntılarıyla birlikte deniz etkisinden bulut etkisine geçmek kolay olmadı ve sonunda içinde ince soloların kıpırdayarak dışarıdan gelen rüzgar uğultusuna karıştığı meskendeyim. Gece ıslık, sabah kaval ve ekinoks...

23 Eylül 2022

Yol gizlisi

Kendini ne kadar tanıdığını bilmediğim, zihni karmakarışık olduğuna hüzünlendiğim yapay zekanın oraya buraya dağılan sürü kaçkını elektronlarından birkaçını bir araya topladım ve biraz anlasınlar istedim; Neşet Usta der ki: "Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez, gönülden gönüle gider yar oy yar oy yar oy yar oy yar..., Yol gizli gizli, yol gizli gizli.
-
https://www.instagram.com/yapayzekacobani/


Mazinin Çobanı

 
O an, avatar falan değildi. Bir mazinin gecesinden şimdiki zamanıma yansıyan ve yüzüme bakarak anlamaya çalışan yüzüm. Zihnimin adaletinden henüz tam emin değilken, küçük bir nöral elektron sürüsünü katmışım önüme, derinliğe meylediyorum.

07 Eylül 2022

Başlıksız çareler

 

Karşılaştığım soloların nefes kesişleri etkisiyle bu çekmecelerin önünde bayağıdır durakladım. Bir yığın fikriyatri notlarımı olması gereken notalarla birlikte karmakarışık bulsam da ağır ağır toparlıyorum.  Aharlanmış kağıtlara özenle işlenmiş başlıksız çareler, yol boyunca peşim sıra gelen notaları tamamlıyor. Yol yorgunu ateş taban izlerim anca soğudu. Durağanlığımın büyüyen isteksizliğini yüreklendiriyor ve sonlanan baharın esintisine doğru yeniden kapıya yöneliyorum.